Seyahat

Kartpostal Tadında: Bled Gölü, Slovenya

Alışılmış Avrupa rotalarının dışına çıkmak isteyen gezginlerin seyahat listesinde kesinlikle yer alması gereken bir ülke Slovenya. O kadar güzel ve yeşilliklerle dolu ki ülkeyi bir tabloya bakar gibi geziyorsunuz. Orta Avrupa’nın güneyinde 2 milyon nüfusu ve 20 bin km 2 ’lik yüzölçümüyle her metrekaresi yemyeşil minicik cennet gibi bir ülke olan Slovenya batısında İtalya, güneybatısında Adriyatik Denizi; güney ve doğusunda Hırvatistan, kuzeydoğusunda Macaristan ve kuzeyinde Avusturya ile komşu. Slovenya, eski Yugoslavya’dan ayrılan ilk ülke ve bir balkan ülkesi olmasına rağmen coğrafyasının da etkisiyle batı Avrupa’ya entegre olabilmiş. Hemen hemen bütün Balkan ülkelerini gezdim ve Slovenya’ya gittiğimde Balkanlardan çok İsviçre’de gibi hissettim kendimi. Diğer Balkan ülkeleri ile kıyaslandığında kendisini batı Avrupa’ya bağlamış daha gelişmiş bir ülke görüyorsunuz. Slovenya Avrupa Birliği’ne giren ilk doğu bloğu ülkesi. Bir de Amerika first ladysi Melania Trump’ın doğduğu ülke olması nedeniyle Amerikalıların da ilgi odağı olmuş.

Buzulların erimesiyle oluşmuş tektonik bir göl olan Bled, Slovenya’ya seyahat etme nedenlerinin başında geliyor. Doğanın cömert davrandığı yerlerden biri. Haftasonunu sakin ve huzur içinde geçirmek isteyenler, romantizm yaşamak isteyenler, evlilik teklifi ya da evlilik yıldönümünü kutlamayı düşünenler, doğa ve hiking tutkunları için doğru adres ve tam da zamanı bence. Ben ilkbaharda gitmiştim ama sonbaharda da bir başka güzel olduğuna şüphe yok. Hem sonbahar her yere ayrı bir güzellik katıyor. Bled Gölü’nde doğanın güzelliği sizi kendisine o kadar çok çekiyor ki burada aşkı yeniden keşfedebilirsiniz. Bled Gölüne gitmek çok kolay, Bled, başkent Ljubljana’ya 55 km. İstanbul’dan Ljubljana’ya her gün direk uçuş var, yolculuk 2 saat sürüyor ve ucuz uçak bileti bulmak mümkün. Slovenya Avrupa’nın en ucuz ülkelerinden biri, yeme-içme ve konaklamaya büyük bütçeler ayırmanıza gerek yok. Bu rotanın keyfini daha çok çıkartabilmek ve muhteşem doğasını hakkıyla keşfedebilmek için kesinlikle araba kiralamak gerekiyor. Ljubljana’dan Bled’e giderken yemyeşil ağaçlı yollardan geçiyorsunuz. Elimizdeki ehliyetlerle hemen hemen tüm Avrupa ülkelerinde araç kiralayabiliyorsunuz. Ben Avrupa dışında da birçok ülkede Türk ehliyetimle araç kiraladım. Ljubljana havaalanından günlük ortalama 20-30 euroya araç kiralayabilirsiniz. Diğer bir seçenek de havaalanından Bled’e otobüs kalkıyor ve biletler 5-6 Euro. Tren alternatifi de var ama daha zahmetli bir yolculuk yapılıyor.

Başkent Ljubljana’da kalıp günübirlik de gidilip gelinebilir ama bu masal diyarını hem gece hem gündüz yaşayayım diyorsanız göl kenarında çok güzel butik oteller var. Bled öyle büyük bir yer değil.Gölün etrafında 5 kmlik bir yürüyüş yolu var, yeşilin her renginin görüldüğü bu yolda attığınız her adımda muhteşem manzaralarla karşılaşacaksınız. Göl ayrıca bisiklet kiralayarak da dolaşılabilir.

Bled sadece romantizmin dibine vuracağınız bir yer değil. Ziyaretçilerine birçok aktivite imkanı da sunuyor. Gölde çeşitli yüzme aktiviteleri, kano, yelken yapılabiliyor ayrıca Bled’te bisiklet, golf, dağcılık, kayak, trekking ve binicilik gibi aktiveler yapmak mümkün. Bled Gölünü daha da masalsı yapan yer gölün ortasındaki asil duruşuyla Bled Adası. Adaya Pletna adı verilen kayıklarla ulaşılabiliyor. Kişi başı 14 Euro ödüyorsunuz. Adadaki tek yapı 99 basamaklı St.Martin Klisesi. Adaya kilise inşa edilmeden önce Slav mitolojisinde aşk ve bereket tanrıçası Ziva adına inşa edilmiş bir tapınak bulunuyormuş. Hikayeye göre yeni evlenen erkekler kiliseye çıkan 99 merdiveni eşlerini kucaklarından düşürmeden tamamlayabilirlerse mutlu bir evlilikleri olurmuş. Ayrıca Bled gölüne gelenler iyi şans dilemek amacıyla bu adayı gezerek zil ve çanlar çalıyorlar.

Adadan sonra göl kenarında Villa Bled’te öğle yemeği yiyoruz, burası Mareşal Tito’nun yazlık eviymiş, şuan hem otel hem de restoran olarak hizmet veriyor. Göl kenarında birçok kafe ve restoran mevcut, en iyi manzaralısını aramaya gerek yok, hepsinin sunduğu manzaralar harika. Yemeğin üzerine biraz daha göl kenarında yürüdükten sonra Park Kafeye giderek Bled’in simgelerinden biri olmuş Kremna rezina dedikleri kremalı kekimizi kahve eşliğinde yiyoruz. O an mutluluğu daha uzaklarda aramaya gerek kalmıyor, mutluluğu tam da muhteşem göl manzarası eşliğinde tadı hala damağımda olan kremalı kekte buluyoruz.

Bled’te gezilecek bir diğer güzellik Bled Kalesi. Kale sarp kayalıkların üzerine kurulmuş yaklaşık 140 m yükseklikte ve göl tarafından bakıldığında büyüleyici bir manzara sunuyor. Kaleye çıkınca karşınızda etrafı dağlarla çevrili Bled gölü, Bled adası, dağ evlerinin göle yansımasının sunduğu cömert manzaralar çan sesleriyle birleşiyor. Fotoğraf çekmeyi bir kenara bırakıp, bu nefes kesici güzelliğe uzun uzun bakıp hafızalarımıza kazıyoruz.

Bled son dönemlerde popüler olmasında rağmen hala bakirliğini koruyor ve keşfedilmeyi bekliyor. Sonbaharın doğaya ayrı bir güzellik kattığı bu mevsimde tam da zamanı bu doğa harikasını kendi gözlerinizle görmenin. Bled Gölü muhteşem görseller sunacak size ve içinde memnuniyetle kaybolacaksınız.

Bled’in yanısıra Bled Gölü’ne 30 km uzaklıktaki daha az turistik ve yine muhteşem bir doğaya sahip Bled’ten daha büyük olan Bohinj Gölü’nü de görmek gerekiyor. Bohinj Gölü Bled’e göre daha az keşfedilmiş, hatta bazı Slovenler Bled’ten önce Triglav Ulusal Parkının içinde yer alan Bohinj’in görülmesi gerektiğini söylüyorlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir